It’s Time To Leave…

It’s Time To Leave…

Harold Harry Kewell (d. 22 Eylül, 1978) Sydney doğumlu, Avustralyalı fubolcu.

Leeds United’da oynadığı futbolla dikkat çeken oyuncu bu performansıyla Liverpool’a transfer oldu ancak sakatlıklar dolayısıyla fazla şans bulamadı. 2007-2008 sezonunun sonunda takımı Liverpool ile kontrat yenilemeyen Kewell, 2008-2009 sezonunun başında bedelsiz olarak Galatasaray tarafından transfer edilmiştir. Rakip yarı sahanın her yerinde oynayabilen Kewell genellikle kanatlarda görev almaktadır. Lakabı The Wizard of Oz (Oz Büyücüsü) dur.

Galatasaray formasıyla Ali Sami Yen Stadı’nda attığı goller sonrasında onun şerefine “Daddy Cool” şarkısının çalınması ve isminin şarkıya uyarlanarak (Daddy, dady cool yerine Harry, Harry Kewell şeklinde) tezahürat yapılması adet haline gelmiştir. Kewell’ın karaciğer rahatsızlığı vardır. Hastalığından dolayı çabuk yorulmaktadır. Ancak özellikle bu sezon üst üste birkaç maç 90 dakika süre almış ve harika performanslar ortaya koymuştur. 2009-2010 sezonuna çok iyi bir başlangıç yapmıştır.Gerek Lig ve Türkiye Kupası gerekse UEFA’da attığı gollerle adından yeniden çok söz ettirmeye başlamıştır.

Harry Kewell Westfield Yüksek Spor Okulu’na gitmeden önce St. Johns Park Lisesi’nde eğitim hayatını sürdürmekteydi.Westfield Spor okuluna girdikten sonra bir yandan dersleriyle ilgilenirken bir yandan da sporla uğraşmaya devam etti.İlk futbol oynadığı klüp ise 13-15 yaş arası futbolcuları bünyesinde barındıran Marconi klübüdür.Burada oynarken klübün antrönerleri David Lee ve Stephen Treloar tarafından dikkat çekmiştir.

Büyük Dönüşüm (1993)

Kewell henüz 14 yaşındayken Marconi klübü ile birlikte U-14 turnuvaları için Tayland,İngiltere ve İtalya’ya gitti.Bu turnuvalarda takımı ile birlikte AC Milan’ın genç takımına karşı mücadele verdi ve bu maçta dikkatleri üzerine çekti.Bu önemli turnuva İngiltere’de yapılmaktaydı ve bu Kewell’in ülkesinden ilk ayrılışı ve Avrupa’da ilk futbol oynayışıydı. Kewell bir sene sonra tekrar İngiltere’ye gitti.Bu defa ki İngiltere seyahatinin amacı Leeds United’ın düzenlemiş olduğu 4 haftalık futbolcu seçme sınavlarıydı.Kewell bu seçmelere ileri de milli takımdan da arkadaşı olacak Brett Emerton ile birlikte katıldı.Bu ikili Leeds United’ın seçmelerinde en çok dikkati çeken futbolcu adaylarıydı.Özellikle Kewell klübün üst kademelerindeki yöneticiler tarafından da büyük beğeni kazanmıştı.

Leeds United (1995-2003)

Alt yapı seçmelerinde büyük başarı gösteren Kewell klübün alt yapısına girmeyi başarmıştı. Ve tarih 30 Mart 1996 ‘yı gösterdiğinde Kewell 8 yıl aralıksız olarak giyeceği formayı ilk defa sırtına geçirdi.Kewell’ın Leeds formasıyla ilk çıktığı maç Middlesbrough maçıydı. Keweel Leeds’in a takım formasını giydikten bir ay sonra Avustralya milli takım formasını sırtına geçirdi. Avustralya formasıyla Şili’ye karşı oynadıkları ve 3-0 kazandıkları maç Kewell’ın ilk milli maçıydı ve bu maç onu Avustralya futbol tarihinin en genç milli futbolcusu yaptı.Kewell Leeds formasıyla ilk golünü Ekim 1997′de kupa mücadelesinde Stoke City’e karşı kaydetti.

Kewell 1999-00 sezonu Uefa Kupası’nda Galatasaray’a karşı oynanan yarı final maçında kırmızı kart görerek oyundan ihraç edildi.Genellikle orta sahanın solunda oynayan Kewell çoğu zaman forvette Marc Viduka ile birlikte görev yaptı.Forvetteki başarılı oyunu onun Leeds United taraftarının göz bebeği haline getirdi.Aynı sezonun sonunda büyük takımların transfer listesine giren Kewell İtalya’ın İnter klübünden 25 milyon poundluk bir transfer teklifi aldı.Fakat klübü Kwwell’ı satmayarak bir sornaki sezon Şampiyonlar Ligin’de yarı final oynama başarısı gösterdi.Bir sonraki sezon ise Leeds klübü Kewell ve Viduka’nın satışlarından Premier Lig tarihinin en büyük finansal kazancını sağladı.Kewell 7 sene formasını giydiği bu klüpte çıktığı 180 maçta 45 gol kaydetti.

Liverpool (2003-2008)

AC Milan,Chelsea,Manchester United,Arsenal ve Barcelona gibi büyük klüplerin yapmış olduğu tekliflerin ardından Kewell 2003-2004 sezonuna Liverpool’da başladı.Bu klübün ünlü forma numarası olan 7 numarayı Vladamir Smicer’den devraldı.Bu forma numarası Liverpool futbol tarihinin en ünlü isimleri olan Ian Callaghan, Kevin Keegan ve Kenny Dalglish gibi futbolcuların forma numarasıydı.Klübün bu ünlü 7 numarayı ona vermesi,Kewell’den beklentilerin büyük olduğunu göstermekteydi.

2005 yılında Kewell Uefa Şampiyonlar Ligi’nde oynayan ilk Avustralya doğumlu futbolcu oldu.Liverpool İstanbul’da oynanan maçı penaltılarla müzesine götürmüştür.Liverpool teknik direktörü Benitez Kewell’ı zaman zaman Dietmar Hamann ile birliktr defansif orta saha olarak oynatmıştır.Takımı defanstan hücuma çıkarmak için bu taktiği uygulayan Benitez çok eleştirilmişti.Bu şansız deneme Kewell’ın sezon başında sakatlanmasına neden oldu.Sakatlığının teşhisinin ve tedavisinin çok geç olmasından dolayı uzun bir süre formasından uzak kaldı.

2005-06 ve 2006-07 sezonlarında sakatlıktan kurtulan ve takımdaki yerini alan Kewell golleri ve en çok da asistleri ile adından söz ettirmeye başlamıştır.Başarılı geçen 2 sezonun ardından Kewell tekrar sakatlıklarla boğuşmaya başlamış ve 2007-08 sezonunda sakatlık yüzünden çok az maçta forma giymiştir.

Kewell Liverpool’da bulunduğu 5 yıllık süre zarfında 138 resmi maça çıkmış ve 16 gol kaydetmiştir.

Galatasaray (2008-)

5 Haziran 2008′de Türkiye şampiyonu Galatasaray Kewell ile 2 yıllık sözleşme imzaladı.Kewell sözleşme sonrası;” Yeni bir sayfa açmak istiyorum ve bunu yapmanın en iyi yolu bu.Yeni takımımla sahaya çıkmak için sabırsızlanıyorum, bu yeni bir mücadele.” şeklinde bir demeç vermiştir.

Kewell’ın Galatasaray’a transferi taraftarın ikiye bölünmesine neden oldu.Bir gurup taraftar Kewell gibi bir dünya markasının takıma katılmasını büyük bir olay olarak görürken;bir takım taraftarlar ise 2000 yılındaki Leeds maçını hala unutamamışlardı.Bilindiği gibi UEFA Kupası Yarı Final maçında Galatasaray, Leeds ile eşleşmiş ve İstanbul’daki maçta 2 Leeds taraftarı öldürülmüştü.Aslında temel konu bu değildi.Kewell’ın boşta olan ve Liverpool’dayken de giydiği 7 numaralı forma yerine 19 numaralı formayı seçmesiydi.Bu durumu Leeds takımına ve taraftarına bir saygı ve minnet göstergesi olarak açıklayan Kewell,böylece Leeds taraftarlarından da bir nevi özür dilemiş bulunmaktaydı.Galatasaray taraftarı arasında geçen bu tartışmalar Kewell’ın sahaya inmesi ve hünerini sonuna kadar göstermesiyle tamamen kesilmiştir.Kuşkusuz Kewell, Galatasaray’a gelen en kaliteli yabancı futbolculardan biridir.

Kewell’ın Galatasaray formasıyla çıktığı ilk maç Türkiye Süper Kupası maçıydı.Bu maçta oyuna sonradan girmiş ve 1 gol 1 asist yaparak Galatasaray’ın 2-1 galip gelip kupayı almasını sağlamış;aynı zamanda da Galatasaray kariyerine müthiş bir başlangıç yapmıştır.Daha sonra ligin ilk maçı olan Denizlispor maçında da golle tanışan Kewell özelikle UEFA Kupasında oynadığı futbolla büyük alkış almıştır.Olympiakos maçında attığı golle adından söz ettiren Kewell Bordeaux ‘a 35 metreden attığı gol ile takımını çeyrek finale taşımıştı.Kewell takıma katıldığı ilk senesinde 37 maça çıkmış ve 13 gol atmıştır.

Galatasaray’ın Hamburger SV ile oynadığı UEFA Kupası Çeyrel Final maçında takımdaki defans oyuncuların sakatlığından dolayı defansta görev almış ve mükemmel bir oyun ortaya koymuştur.Daha sonra yaşadığı sakatlıklardan ötürü düzenli olarak forma giyemedi.

Harry Kewell 2009-2010 sezonuna adeta yedek kulübesinde başlangıç yapmıştır.Takıma katılan yeni transferler nedeniyle ilk 11′deki yerini kaybeden Kewell daha sonra Baros’un sakatlanmasıyla forvette görev almaya başlamış ve 9 maçta 8 gol atarak klasını ortaya koymuştur. Galatasaray taraftarının sevgilisidir

Kampanyayı Büyütmek İçin Lütfen Paylaşın...
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Google Bookmarks
  • Live
  • MySpace
  • StumbleUpon
  • Twitter
  • Add to favorites
  • email
  • Print

2 Responses to “It’s Time To Leave…”

  1. doucan Says:

    galatasarayımızı böyle bi adam bi daha zor gelir yönetimin ne yapıp edip kewell ı kadroda tutması gerekir üstelik büyük taraftarımızında onun kalmasını istediği halde göndermek bu büyük taraftarı saymamak anlamına gelir…

  2. galatasaray Says:

    Kewell hakikaten iyi bir oyuncu. Galatasaray’ın böyle bir tecrübeden kolay kolay vazgeçeceğini düşünmüyorum açıkçası.

Leave a Reply