Kewell Röportaj
Posted on: December 20, 2009No comments yet
Son dönemlerde Avustralya’da bazı dergi ve magazinlerde Kewell ile çeşitli röportajlar yapılmış durumda. Bildiğiniz gibi Kewell Avustralya için en büyük ihraç ve reklam malzemelerinden biri. Kendisiyle gurur duyuyorlar.
Bunlardan birinde, Qantas Socceroo’da Matthew Hall, Ali Sami Yen, taraftarlar, Kewell ve Avustralya’nın 2010 Dünya Kupası’ndaki durumundan bahsediyor. Bu bağlamda Galatasaray’da kendini bulan Kewell’ın kendileri için önemli bir güç olduğundan dem vuruyor.
Yazının başlangıcında Ali Sam Yen’in ilginç konumundan, maç öncesi taraftarların köşelerde bira yudumlamasından, köfte ve kebap yemesinden, uzun uzun sohbet etmelerinden bahsediyor. “Adamımız İstanbul’da” ibaresinin kullanıldığı yazıda üzerine turuncu ve kırmızı forma geçirmiş taraftarların maça gelişlerinden, cehennemin çocukları isimli taraftar grubunun erkekli ve kızlı, bir Cuma gecesi maçında saatler boyu takımına sadık bir şekilde bağlı kalarak tezahüratlarda bulunmak üzere stada giriş yaptığı yazıyor
Ve yazı şöyle devam ediyor: “Şimdi onlar, bir disko hiti olan Daddy Cool melodisiyle “Harry Kewell” diye şarkı söylemek ve kahramanları hakkında konuşmak istiyorlar. Bir taraftara “Harry Kewell?” diyoruz. “Lütfen ona söyleyin, takımımızı bırakmasın,” diyor.
Birkaç gün sonra Kewell, “futbol hayat burada” diyor ve devam ediyor: “İnsanlar bütün hafta boyunca sabah yediden akşam altıya kadar çalışıyorlar. Tek boş zamanlarında da maça geliyorlar. Herkes çok çalışıyor. Futbola aşıklar.”
Gelelim Sydney Morning Herald’ın Sports&Style ekinde Dan Rockwood’un Kewell ile yaptığı röportaja.
Dan Rockwood: Sence Leeds taraftarlarının senin Galatasaray’a transferinden dolayı duydukları kızgınlık haklı mı?
Harry Kewell: Galatasaray kulübünü [olanlar yüzünden] suçlayamazsınız. Ama ben Galatasaray’a katılmaya karar verdiğimde, kesinlikle Leeds taraftarlarının bir bölümü hayal kırıklığına uğradı. Dünyanın hiçbir yerinde bir taraftarın ölmesini veya kavgaya karışmasını istemezsiniz. Bu oyuna utanç kaynağı olan şeyler bunlar. [O olayların] tam hikayesini bilmiyorum, orada olup bitenleri tamamıyla bilen biri var mı onu da bilmiyorum. Galatasaray’a katılma sebebim bu iki kulübü bir araya getirebilmekti, böylece geçmişte olanları unutup önümüze bakabiliriz ve herkesin hayranı olduğunu bu oyuna odaklanabiliriz. Saygımdan ötürü 19 numaralı formayı seçtim. Leeds’de gerçek anlamda futbol oynamaya başladığımda da 19 numarayı giyiyordum. Burada da aynı numarayı seçerek bu iki kulüp arasındaki bağı güçlendirmek için olan çabamı göstermek istedim.
DR: Muhtemelen kariyerindeki en başarılı dönem Leeds’de oynarken gerçekleşti. Buna katılıyor musun?
HK: Biz Leeds’de gençken sadece katıksız, saf bir güçle oynuyorduk. Her gün bir maç oynuyormuşuz gibiydi. Herkes çok hızlı ve hırslıydı, bu yüzden hep hazır durumdaydık. Kazanmaya açtık.
DR: 2003’de Leeds finansal krize girdi. Oyuncuların buna bakış açısı nasıldı?
HK: Bu tip olaylara çok kafa yormuyorum. Futbola odaklanmaya çalışıyorum. Rahatça tahmin edilebileceği gibi, oyuncular da bu durumdan mutluluk duymuyorlardı ama kararları veren başkandır ve bazı oyuncularımızı satmak zorunda kaldık. Eğer 30 milyon pound veriliyorsa, [Rio Ferdinand’ın Manchester United’a transferi] satarsın.
DR: Evet, Ferdinand’a verilen bu rakam yüksekti gerçekten. Ama sen takımın yıldızıyken sana verilen 5 milyon pounda ne demeli? Leeds gerçekten başarısızdı bu konuda. Özellikle belirtildiği gibi sadece 3 milyon pound kulübe gitti, geri kalan 2 milyon pound ise direkt olarak menajerin Bernie Mandic’e gitti. Bu doğru mu?
HK: Olanlar hakkında bir çok yanılgı var. Leeds bana yeni bir kontrat önermedi. Ve ben de kendi başımın çaresine bakmak zorundaydım. Eğer sevdiğiniz ve 9 sene boyunca emek verdiğiniz kulüp size yeni bir kontrat önermezse, başka yerlere bakmak zorundasınız.
DR:Liverpool’a gidebilmek için Manchester United ve Chelsea’nın tekliflerini reddettiğiniz doğru mu?
HK: Evet, doğru.
DR: Geriye bakınca, bu verdiğin karar doğru muydu?
HK: Önünüzde seçenekler var ve belki benim önümde normalden çok daha fazla seçenek vardı. O durumda olmak harikaydı. Açıkçası, olayların hangi yönde gerçekleştiği göz önüne alınınca belki başka bir yere gitseydim farklı olabilirdi. Ama hayır, geleceğin senin için neleri saklı tuttuğunu bilemezsin. Sadece o anda, doğru zamanda, doğru kararın hangisi olduğuna karar verebilirsin.
DR: Ama Liverpool’da bir çok kupa kazandın, hem de 2005 Şampiyonlar Ligi kupası var bunların içinde, 3-0’ın ardından maçı çevirerek.
HK: Kişisel olarak bakarsak, benim için kabus gibiydi o gün. O finalden hiç zevk alamadım olanlar yüzünden, [23. dakikada sakatlanıp oyundan çıkmıştı] ve takıma başardıkları şey hakkında hiçbir katkım yokmuş gibi hissettim. Ama takım olarak, takımın bir parçası olarak, içim içime sığmadı takım arkadaşlarım için. Çünkü başka hiçbir takımın gerçekleştiremeyeceği şeyi gerçekleştirmişlerdi. Orada olan her takım arkadaşımın payı var bunda. O takımın bir parçası olmak harikaydı, ama kişisel olarak düşünürsem korkunç bir geceydi.
DR: Fitness seviyen göz önüne alınınca, senin final için seçilmen çoğu kişi için bir sürpriz olmuştu. Ve sonrasında erken bir şekilde sakatlanıp turnuva tarihinde gerçekleşen en dramatik performansta pay sahibi olamadın.
HK: Takımla beraber kutladım. Bunu zaten bir bakıma takım için yaparsınız, kendiniz için değil. Mutlu olmaya çalışırsınız, ama otele döndüğünüz an biter. Gerisi yoktur.
DR: Yani ŞL’yi kazanmak senin için daha çok ‘içi doldurulamayan bir his’miydi?
HK: Burada oturup ‘yuh bana!’ demeyeceğim. İki tane ŞL finalinde oynadım. Bunun bir parçası olmak, o atmosfer ve bu maçlarda ulaştığınız adrenalin düzeyi fantastik bir şeydi. Kıyaslanamayacak bir şey bu, ulaşabileceğiniz en üst nokta. Ben bu finallerde hem kazanan tarafta olmak şansını, hem de kaybeden tarafta olmak [2007 Milan’a karşı] şanssızlığını yaşadım. Çok fazla insan bu finalde oynama şansına sahip olamıyor ve ben iki kere bu şansa sahip oldum. Bu yüzden Liverpool’a müteşekkirim.
DR: Liverpool menajeri Rafa Benitez seni hep büyük maçlarda oynattı, bütün finallerde. Seni beğendiği açıkça ortada. Onun hakkında neler düşünüyorsun?
HK: Yaptıkları nedeniyle fazlasıyla saygım var ona. Mutlaka beni takıma koyduğu için birkaç kere eleştirildi. Keşke her şey mükemmel olabilseydi. Keşke sahaya hep yüzde yüz bir şekilde çıkabilseydim.
DR: Liverpool taraftarlarıyla aran nasıl?
HK: Büyük bir hayal kırıklığı içindeydiler sanırım, çünkü Leeds’te oynadığım dokuz yıl boyunca zevk alan, goller atan ve hep oynayan birini seyrettiler. Leeds kariyerim boyunca sadece 6 ay oynayamadım sakatlığım sebebiyle. Liverpool’da sadece anlık performanslarıma şahit oluyorlardı ve tekrar sakatlanıyordum. Bu yüzden hayal kırıklığı içindeydiler diye düşünüyorum.
DR: Taraftarların küçük bir bölümü sakat olmana rağmen sakatlık numarası yaptığını düşünüyordu. Buna karşılık ne cevap verirsin?
HK: Bu insanlar gerçeği öğrendiklerinde eminim anlayışlı olacaklardır ve şoka gireceklerini düşünüyorum. Eğer beni kişisel olarak tanısaydınız, neler yaşadığımı bilseydiniz, hayatım boyunca asla numara yapmadığımı da bilirdiniz. Gerçeği öğrenecekler. Benim numara yaptığımı düşünmeleri için hiçbir sebep yok ortada.
DR: 2007-08 sezonun neredeyse tamamında oynamadın sakatlık sebebiyle. Liverpool’daki son dönemin zor bir dönem miydi?
HK: Sezon başlamadan henüz bir hafta önce sakatlandım, Kasım ayına kadar sakatlığım düzeldi. [Duraklıyor] Zordu. [Duraklıyor] Ve sanırım artık bitmesi gerekiyordu. Benitez bile dönüp ‘artık yeter’ dedi.
DR: İyi bir şekilde mi ayrıldın?
HK: Hala Liverpool’da insanlar bana ‘neden geri dönmüyorsun?’ diye soruyorlar. Ama hikayenin tamamını öğrendiğinizde neden olduğunu anlayacaksınız.
DR: Hikayenin tamamı nedir?
HK: Anlatmaya hazır değilim.
DR: Sakatlıkların hakkında bir çok spekülasyon yapıldı yıllar boyunca, gut ve mikroplu kireçlenme gibi. Bu spekülasyonları ilk ve son kez cevaplayabilir misin, problem neydi?
HK: Zamanla insanlar gerçekleri öğrenecekler. Olayların tüm detaylarını vermeyeceğim şu an. Durumun nasıl olduğunu biliyorsunuz, insanların sözlerini çarpıtıyorlar, onu bunu diyorlar. Zamanı gelince hikayenin kendi tarafımdan gelişen boyutunu anlatacağım.
DR: Harry tekrarlıyorum. Bu spekülasyonlara cevap vererek bunların önüne geçme şansı veriyorum sana. Eğer insanlara neler olduğunu anlatmazsan, tartışmaya açık bırakırsın.
HK: Eğer olayın tüm detaylarını anlatırsam insanlar çok şaşırır. Yapılanlar yapıldı benim için, ve öyle ya da böyle tam olarak neler yaşandığını anlatabilmek için zamanı gelecektir.
DR: Bu ay 31 yaşına girdin. Daha önce hala beş ya da altı yılın olduğundan bahsetmiştin. Geçmişini göz önüne alırsak, sence bu gerçekçi mi?
HK: Ben böyle olduğunu düşünüyorum. Yani, bana göre ben kariyerimin dört beş yılını kaybettim, umarım bu dört yıl bana geri gelebilir.
DR: Tam zamanlı bir doktor/kondisyonerin Les Gelis var. Birkaç yıldır seninle birlikte. Kulübün doktorları yetersiz mi?
HK: Bu bile bir ipucu veriyor değil mi? Tam zamanlı doktor/kondisyonerimin olması.
Harry Kewell Kimdir?
Posted on: December 20, 20091 comment so far
Harold Harry Kewell (d. 22 Eylül, 1978) Sydney doğumlu, Avustralyalı fubolcu.
Leeds United’da oynadığı futbolla dikkat çeken oyuncu bu performansıyla Liverpool’a transfer oldu ancak sakatlıklar dolayısıyla fazla şans bulamadı. 2007-2008 sezonunun sonunda takımı Liverpool ile kontrat yenilemeyen Kewell, 2008-2009 sezonunun başında bedelsiz olarak Galatasaray tarafından transfer edilmiştir. Rakip yarı sahanın her yerinde oynayabilen Kewell genellikle kanatlarda görev almaktadır. Lakabı The Wizard of Oz (Oz Büyücüsü) dur. Futbol tanrısı varsa o Kewelldır.
Galatasaray formasıyla Ali Sami Yen Stadı’nda attığı goller sonrasında onun şerefine “Daddy Cool” şarkısının çalınması ve isminin şarkıya uyarlanarak (Daddy, dady cool yerine Harry, Harry Kewell şeklinde) tezahürat yapılması adet haline gelmiştir. Kewell’ın karaciğer rahatsızlığı vardır. Hastalığından dolayı çabuk yorulmaktadır. Ancak özellikle bu sezon üst üste birkaç maç 90 dakika süre almış ve harika performanslar ortaya koymuştur. 2009-2010 Sezonuna Çok iyi bir başlangıç yapmıştır.Gerek Lig ve Türkiye Kupası Gerekse UEFA’da Attığı gollerle Adından yeniden çok söz ettirmeye başlamıştır.
